Sinir katsayılarımı tavan yapan bir haftayı daha bitirmek üzereyim..
Söze nerden ve nasıl başlayacağımı bilmiyorum..
Dur şurdan başlayayım..
Her şey arkadaşımın ameliyatında ortaya çıktı..
Kan testinde hepatitb hastası olduğunu öğrendik..
Malum haftasonlarımız birlikte geçiyor hep, komşum oluyor hemde, bu yüzden korunmam gerektiği için bizimkilerle geçtiğimiz cumartesi günü (anne ve babamla) hastaneye gitmek üzere evden çıktık..
Hastaneye gitmeden önce, hastalıkla ilgili her şeyi iyice araştırmıştım, devlet hastaneleri ve sağlık ocakları bu hastalıktan korunma amaçlı aşıyı bedava yapıyordu..
Bizimkiler ilk başta beni özel hastaneye götürmeye niyetlenmişti, ama ben yaptığım araştırmalar sonucu devlet hastanesini tercih ettim, ne de olsa sigortalıyım ve sağlık karnemde sadece 5 sayfanın dolu olduğu için bunu kullanmam gerektiğini düşündüm..
Devlet hastanesini girdim sordum, olur dediler.. Artık randevu sistemiyle hasta kabul ettikleri için bende randevumu internetten Çarşamba gününe almıştım..
O hafta içinde arkadaşımın sadece kan yoluyla virüsü bulaştırabileceğini öğrendik, o ve biz rahat bir nefes artık, eee malum aidsten hızlı bir şekilde yayılabilen bir virüs..
Derken Çarşamba günü geldi ve doktora ben “hepatitb için bir test yaptırmak istiyorum” dedim, doktorun bana bir bakışı vardı anlatamam.. “Neden” diye bir soru soracağını hiç düşünmemiştim ama sordu.. “Arkadaşım taşıyıcı olduğundan korunmam gerekiyor” dedikten sonra, beni kan aldırma odasına yolladı.. ( Demek bir sebep olmalı! )
Kan aldırma odasının önünde uzunca bir sırada bekledikten sonra, sıra bana geldi..
Görevli işlemlerimi yaptıktan sonra bana 2 tüp verdi, arkamdaki bayanda yanındaki eşine “ aaa 2 tüp verdi baksana” dedi, o sıra içimden onlara dönüp “Allah’tan bardak vermedi naber” demeyi çok isterdim..
Tahlil sonuçlarımı ertesi gün almaya gittim, doktora gösterdim “negatif, hiç sarılıkta geçirmemişsin, kanında temiz” dedi.. Ben bir rahat nefes aldım..
“Eee korunmak için aşı olmak istiyorum dedim", “aşılanacaksın” diye tahlil kağıdının altına yazdı.. “Siz aşı yapmayacak mısınız” dedim, “hayır biz yapmıyoruz” cevabını aldım, “ama devlet hastaneleri yapıyor diye biliyorum” dedim, “hayır yapmıyoruz, sağlık ocağına gideceksin onlar aşını yapacak senin” dedi..
Çarşamba gününden beri peşimde benle sürünen annemle birlikte evimize en yakın sağlık ocağına gittik. Elimdeki tahlil sonuçlarını danışmadaki bayana gösterdim o da içerdeki doktorlara (ya da hemşiredir) sordu.. Doktor bayan, tahlilde yazan ismimi okudu “bu sen misin” dedi, “evet benim” dedim.. “Biz senin aşını yapmamız için bu tahlilde doktorun imzası, mührü ve de aşının ne aşısı olduğunu belirtmesi lazım” dedi.. “Zaten bunu hep yapıyorlar, biz günde kaç hasta yolluyoruz böyle” dediler.. Eee zaten doktorun adı adı hastanenin ismi sonuçlar ve tarih yazıyor dememe rağmen kabul etmediler..
İçimden ne kadar küfür ettim bilemezsiniz! 
Cuma sabahı yine yollara döküldüm, bu sefer annemi yanıma almadım tek gittim..
Hem halletmem gereken işlerde vardı..
Doktorun yanına gittim, sıra beklemediğim için benle birlikte içeri bir hasta daha girdi, doktora sağlık ocağında denilen şeyleri birebir dedim ama karıda ses bile yok, imzayı ve mührü bastı, aşının isminide hepatitb aşısı diye yazdı.. Ya Allah aşkına bunun için mi beni geri çevirdiler diye söylene söylene sağlık ocağının yolunu tuttum..
Sağlık ocağı çok kalabalıktı o gün biraz bekledikten sonra, dün konuşmuş olduğum bayana dün gelmiştim imza ve mühür işi tamam dedim kağıdımı uzattım, ne dese beğenirsiniz “sonuç negatif çıktığı için mi aşı yapılacak “ “evet korunmak amaçlı” dedim bende..
Sonrasında “burada ismi yazan senmisin? “ “evet benim” “biz yetişkinlere aşı yapmıyoruz”, “eee neden doktor beni buraya yönlendiriyor hem dün siz niye yapılmadığını bildiğiniz halde böyle beni neden oyalıyorsunuz dedim..” Deli karı “ailende varsa yaparız ama onda da rapor isteriz” demez mi, gel de sinirlenme şimdi.. Bir de demez mi “özele gidip yaptıracaksın” embesil yaa.. Cuma günü hiç olmadığım kadar sinirlenmiştim.. 
Bu cumartesi annemin zorlamasıyla özel hastaneye gittik.. Hastanenin kapısına araç park ettirmiyorlardı, neymiş film çekeceklermiş, yahu her filmde ben Özel Saygı Hastanesini görmek zorunda mıyım yaa, film setine döndü mübarek..
Neyse içeri geçtikten sonra danışmada bizim eski mahalleki komşumuzun kızını gördük, ona durumu anlattıktan sonra o da içeriden bilgi almaya gitti.
“Biz yapmıyormuşuz, sağlık ocakları yapıyormuş” demez mi..
Valla bu sefer çok gülesim geldi.. 
Sonra bizimkiler beni Ersoy Hastanesine götürdüler, malum bizim belediye başkanının hastanesi.. İçeri girdikten sonra, danışmadaki kıza durumu tekrar anlattım, içeri o da haber verdi, bu sefer cevap olumluydu.. Ohh bee sonunda dedim..
Sonrasında malum kolumu hissedemez duruma geldim, çok fena yakıyormuş bee.. Hala ağrıyor çok fena, zaten kan alınan yerdeki morluk geçmedi..
1. Doz bitti, 2 doz daha var..
Ve belediye başkanının dolaylı yoldan olsa bile katkısı varmış ilçeye..
Şimdi buradan çıkan sonuç şudur, araştırma yapsan bile sonuç her zaman beklediğin gibi çıkmaz..
Hele devletin kurumlarına asla güvenilmez.. ( Ne devleti, söz verilen şeyi uygulamayan özel kurumlara da, bugün buna da şahit oldum! )
Ve de hepatitb için mutlaka korunulması gerekir, ama korunayım derken bu tür durumlara da düşmemek gerekir, yoksa sağlıklıyken sinir krizi geçirebilirsiniz benim gibi..
En önemlisi ise, arkadaşımın durumuna düşmemek için düzenli kontrolden geçmemiz gerek..
Hayde baş baş..